Denizahsap olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kombi suyu en az kaç bar olmalı” konusunda daha fazlası için takipte kalın! Kombi suyu en az kaç bar olmalı? Günlük hayat, eşitsizlikler ve görünmeyen konfor hatları Ev içi teknolojilerin görünmeyen dili: basınç ve yaşam standardı İstanbul’da yaşayan biri olarak, özellikle kış aylarında apartman dairelerinde en sık duyduğum konuşmalardan biri kombiyle ilgili oluyor. Otobüste, iş yerinde, hatta market kuyruğunda bile insanlar bir şekilde konuya geliyor: “Kombi suyu en az kaç bar olmalı?”, “Basınç düştü mü?”, “Radyatörler niye ısınmıyor?” Bu sorular ilk bakışta teknik gibi görünse de aslında çok daha geniş…
Yorum BırakDeniz Ahşap Tasarım Yazılar
Denizahsap olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kombi suyu en az kaç bar olmalı” konusunda daha fazlası için takipte kalın! Kombi suyu en az kaç bar olmalı? Günlük hayat, eşitsizlikler ve görünmeyen konfor hatları Ev içi teknolojilerin görünmeyen dili: basınç ve yaşam standardı İstanbul’da yaşayan biri olarak, özellikle kış aylarında apartman dairelerinde en sık duyduğum konuşmalardan biri kombiyle ilgili oluyor. Otobüste, iş yerinde, hatta market kuyruğunda bile insanlar bir şekilde konuya geliyor: “Kombi suyu en az kaç bar olmalı?”, “Basınç düştü mü?”, “Radyatörler niye ısınmıyor?” Bu sorular ilk bakışta teknik gibi görünse de aslında çok daha geniş…
Yorum BırakDenizahsap olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kombi suyu en az kaç bar olmalı” konusunda daha fazlası için takipte kalın! Kombi suyu en az kaç bar olmalı? Günlük hayat, eşitsizlikler ve görünmeyen konfor hatları Ev içi teknolojilerin görünmeyen dili: basınç ve yaşam standardı İstanbul’da yaşayan biri olarak, özellikle kış aylarında apartman dairelerinde en sık duyduğum konuşmalardan biri kombiyle ilgili oluyor. Otobüste, iş yerinde, hatta market kuyruğunda bile insanlar bir şekilde konuya geliyor: “Kombi suyu en az kaç bar olmalı?”, “Basınç düştü mü?”, “Radyatörler niye ısınmıyor?” Bu sorular ilk bakışta teknik gibi görünse de aslında çok daha geniş…
Yorum BırakUmarız “Gölge öğretmenleri devlet karşılıyor mu” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Denizahsap ekibinden sevgilerle! Gölge Öğretmenleri Devlet Karşılıyor mu? Eğitimde Görünmeyen Destek Sistemine Farklı Bakışlar Sevgili Denizahsap takipçileri, bugünkü yazımızda “Gölge öğretmenleri devlet karşılıyor mu” konusuna odaklanıyoruz. Gölge öğretmen kavramı son yıllarda özellikle özel eğitim ihtiyacı olan çocukların aileleri arasında daha sık konuşulmaya başladı. Ancak konuya dışarıdan bakan biri için hâlâ oldukça muğlak: Gölge öğretmenleri devlet karşılıyor mu? Yoksa tamamen ailelerin omzuna bırakılmış bir destek sistemi mi? Ben Konya’da yaşayan, 26 yaşında, mühendislik eğitimi almış ama sosyal bilimlere de sürekli kafa yoran biriyim. Bu konuya bakarken zihnimde iki ayrı…
Yorum BırakBir İzmir gencinin otel hayali: valizle başlayan varoluşsal sorgular Sitemizden Önerilen: On yargı nedir kısaca ? İzmir’de yaz akşamı… Balkon kapısı açık, içeriden hafif bir meltem, dışarıdan “bu yaz kesin tatile gidiyoruz” cümlesi havada uçuşuyor ama kimse nereye gidileceğini bilmiyor. O klasik sahne. Ben de 25 yaşında, her tatil planında sanki NASA görevi planlıyormuş gibi ciddileşen bir arkadaş grubunun içinde buluyorum kendimi. Birisi diyor ki: “Abi 5 yıldızlı otel bulduk, her şey dahilmiş.” Diğeri hemen atlıyor: “Fiyatı görünce yıldızları tek tek düşüyorsun ama…” Ben iç ses: 4 yıldızlıyla 5 yıldızlı arasındaki fark nedir gerçekten ya? Bir yıldız eksik diye kahvaltıda…
Yorum BırakAnkara’da büyürken zihnime kazınan soru: Türkiye’de kaç tane darbe oldu? Çocukken Ankara’nın gri kışlarını hatırlıyorum. Sabah okula giderken radyoda haberler açık olurdu, büyüklerin konuşmalarının arasında sık sık “12 Eylül”, “27 Mayıs”, “post-modern darbe” gibi ifadeler geçerdi. O zamanlar bunların ne anlama geldiğini tam kavrayamazdım. Sadece tonlardan bir şeylerin “olağan” olmadığı hissedilirdi. Üniversitede ekonomi okumaya başlayınca veriyle daha çok uğraşır hale geldim. Grafikler, zaman serileri, kırılmalar… Ama Türkiye’ye dair bazı grafikler var ki, sadece sayılarla değil, insan hikâyeleriyle okunuyor. İşte onlardan biri de şu soruya çıkıyor: Türkiye’de kaç tane darbe oldu? Bu sorunun tek bir cevabı yok gibi. Çünkü “darbe” dediğimiz…
Yorum BırakKeçenin İçinde Kaybolduğum Gün O gün Kayseri’nin sabahı her zamanki gibi keskin bir soğukla açıldı. Rüzgâr, Erciyes’in eteklerinden şehre doğru inerken sanki içimde bir şeyi de beraberinde sürüklüyordu. Uyanır uyanmaz hissettiğim o boşluk vardı ya, adını koyamadığım… Günlerdir not defterime yazıp durduğum ama hiçbir satırla dolduramadığım o boşluk. Kendimi dışarı attığımda, kaldırım taşlarının üstünde buz gibi bir sessizlik vardı. Ellerim cebimde yürürken aslında nereye gittiğimi bilmiyordum. Sadece bir yere varmam gerektiğini hissediyordum. İçimde bir şey kırılmak üzereydi ve bunu durdurmak istemiyordum artık. Belki de kırılınca yerine başka bir şey gelecekti. O sabah keçe yapımını ilk kez bu kadar yakından göreceğimi…
Yorum BırakBelirsiz Bir Kavramın Eğitimsel Yolculuğu: “Mifti” Üzerine Pedagojik Bir Okuma Öğrenme, yalnızca bilginin aktarımı değil; anlamın yeniden kurulmasıdır. İnsan zihni, karşılaştığı her yeni kavramı geçmiş deneyimleriyle birleştirir, parçalar, yeniden şekillendirir. Bazen bir kelime, bu sürecin en güçlü tetikleyicisi olabilir. “Mifti” gibi ilk bakışta net bir karşılığı olmayan bir ifade, zihni harekete geçiren bir öğrenme fırsatına dönüşebilir. Çünkü eğitimde asıl değer, her zaman hazır cevaplarda değil, soruların açtığı düşünsel alanlardadır. Mifti Ne Demek? Anlamın Değişken Doğası “Mifti” kelimesi güncel dilde standart bir tanıma sahip olmaktan ziyade, bağlama göre farklı anlamlar kazanabilen bir ifade gibi ele alınabilir. Dijital kültürde hızla yayılan yeni…
Yorum Bırakİzmir’de Bir Kahve Masasında Başlayan Büyük Soru: “Her savcı cumhuriyet savcısı mıdır?” İzmir’de bir kafede oturuyorum. Karşıda deniz, önümde filtre kahve… Yan masada iki arkadaş tartışıyor. Konu: hukuk. Ama öyle akademik falan değil, bildiğin “WhatsApp’tan yarım bilgiyle girilmiş büyük iddia savaşı”. Biri diyor ki: — “Savcı dediğin zaten Cumhuriyet savcısıdır abi, başka savcı mı var?” Diğeri kaşlarını çatıyor: — “Yemin ediyorum ben mahkeme dizilerinde başka savcılar gördüm.” Ben mi? Ben sadece kahvemi karıştırıyorum ama içimden düşünüyorum: “İşte yine klasik Türk sohbeti… Hepimiz hukuk profesörüyüz ama kimse hukuk fakültesi görmemiş.” Ve tam o anda o meşhur soru düşüyor masaya: Her savcı…
Yorum BırakBazı sorular yalnızca kimya laboratuvarlarında değil, düşüncenin en temel katmanlarında yankılanır. “Sodyum hidroksit cilde zararlı mıdır?” sorusu ilk bakışta teknik bir güvenlik meselesi gibi görünür. Ancak biraz daha derine inildiğinde, bu soru etik, epistemoloji ve ontoloji üçgeninde yeniden şekillenir: Ne biliyoruz? Nasıl biliyoruz? Ve bildiğimizi sandığımız şey gerçekten “gerçek” mi? Bir maddeye “zararlı” demek, yalnızca onun fiziksel etkisini değil, aynı zamanda insanın doğayla kurduğu ilişkiyi de tanımlar. Sodyum hidroksit, güçlü bir bazdır; endüstride sabun üretiminden temizlik maddelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Ancak ciltle temas ettiğinde ciddi yanıklar oluşturabilir. Bu teknik bilgi bilinir. Fakat felsefi soru burada başlar: “Zarar”…
Yorum Bırak