Biftek Neye Denir? Bir Tabak Hikaye
Bir akşam yemeği hazırlığına başladığınızda, mutfakta yalnız değilsinizdir. Yıllardır süregelen bir huzur vardır, ama bir yanda da beklenen, sabırsızca gelmesi gereken bir şey vardır: Biftek. Ama yalnızca bir tabak et değil, o etin anlamı başka bir şeydir. Bir sofra kurmak, bazen sadece yemek hazırlamaktan çok daha fazlasıdır; bir bağ kurmak, bir hikaye yazmaktır.
Hikayemiz, birbirine zıt iki karakterin üzerinden şekillenecek: Emre ve Elif. Emre, çözüm odaklı ve stratejik düşüncelerle hareket eden, dünyayı planlar ve organize eder. Elif ise tam tersine, empati ve duygusal bağ kurmaya her zaman odaklanmış, başkalarının ruhunu hissedebilen biri.
Bir akşam, Emre’nin evinde bir araya gelmişlerdir. Yavaş yavaş akşam yemeği hazırlığı yapılır, ama Emre’nin kafasında bir şeyler vardır. O gün, bir toplantıdan sonra hala kafasını toparlayamamıştır. Elif, tüm bu karışıklığı fark etmiş ve ona sadece bir şey sormuştur: “Emre, akşam yemeği için ne düşünüyorsun? Ne istersin?”
Emre, her zaman olduğu gibi çözüm odaklı yaklaşır. Hızla kararını verir: “Biftek. Onun gibi bir şey, hızlı ve tam yerinde olacak bir yemek. Yani, etten şaşmamalıyız. Hızlıca pişiririz, üzerine biraz tuz biber, mis gibi olur.”
Elif bir an susar. Her zamanki gibi, Emre’nin pratik yaklaşımını anlamak ister ama başka bir şey hisseder. O, yemeklerin sadece birer yiyecek olmadığını, onların anlamlarını ve içinde barındırdıkları duyguları da gördüğünü bilir. “Biftek mi?” der içinden, “Biftek neye denir?”
Emre’nin bakışları değişir. Çünkü Elif’in gözlerinde başka bir şey görür. Elif, yalnızca yemeği değil, yemeğin ötesindeki anı, paylaşılan hisleri de düşünür. O an, biftek sadece bir et parçası değil, bir sofra kurmanın, paylaşılan bir anın simgesidir. Elif, “Biftek sadece bir yemek değil, Emre. O, birlikte geçirilen zamanın, bir araya gelmenin, belki de hayatın küçük bir kutlamasıdır. Biftek, seninle paylaşılan bir anı hatırlatır bana.”
Bu sözler, Emre’yi bir an için durdurur. Onun gözlerinde bir değişim olur. Evet, yemek önemliydi, ama aslında o yemekle birlikte başka bir şey de vardı. Elif’in bakış açısı ona farklı bir şey ifade eder. Biftek, bir yemeğin ötesinde, duygusal bir bağ kurmanın, birlikte olmanın bir aracıdır.
Biftek, kasaplardan alınan en iyi etin, en yüksek kalitedeki parçası olarak tanımlanabilir, ama gerçekten, o parça etin anlamı nedir? Birçok insan için, biftek yalnızca bir yemek, bir tat, bir lezzettir. Ama Elif için, biftek, sofrada geçen bir hayatın küçük bir simgesidir. O, her ısırıkta, her lokmada, bir paylaşılan anı, birlikte geçirilen bir zamanı hisseder.
Emre, nihayet Elif’in bakış açısını kabullenir. “Evet, haklısın,” der. “Biftek sadece bir et parçası değilmiş, demek. O zaman, gel, birlikte hazırlayalım. Senin gözünden, bir tabak et bile ne kadar farklı bir şey olabilir.”
İkisi birlikte mutfağa geçerler. Elif, sofranın etrafında kurduğu ilişkilerle, Emre’yi her zaman daha yumuşak bir bakış açısına davet eder. Biftek pişerken, bu sefer sadece etin kokusu değil, aynı zamanda aralarındaki bağın da kokusu yayılmaktadır. Kızarmış etin üzerine tuz, biber, bir parça tereyağı… Ama asıl olan, o sofraya konan bir yudum hayat, bir tabak dostluktur.
Biftek, aslında neye denir? Sadece bir yemek değil, paylaşılan anların, yaşanan duyguların, bir ilişkiyi şekillendiren her küçük şeyin bir araya geldiği bir simgedir. Emre, Elif’in bakış açısını kabullenerek, yemeğin bir öze dönüşmesini sağlar. O akşam yemeği, sadece etin değil, sevgilerin, paylaşılan duyguların bir yansımasıdır.
Ve sofrada otururken, Elif gülümseyerek der: “Biftek, aslında sevginin, birlikte olmanın en lezzetli haliymiş.”
—
Evet, siz de aynı düşünceden misiniz? Biftek, sadece bir et parçası mı, yoksa onun arkasında başka bir anlam mı yatıyor? Yorumlarınızı bizimle paylaşın, birbirimizden farklı bakış açılarını öğrenmek harika olur!