İçeriğe geç

Sürekli olup olmadığı nasıl anlaşılır ?

Sürekli Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?

Kayseri’nin soğuk, gri bir kış sabahıydı. Havanın buz gibi olduğu, her adımda kar tanelerinin ayaklarımın altından ezildiği günlerden biriydi. Bu sabah, bana her zamanki gibi bir şeyleri sorgulatıyordu. Hayatımın bir dönüm noktasına gelmişim gibi hissediyordum. Bu hissin içinde bir yığın soruyla uyandım; “Sürekli olup olmadığı nasıl anlaşılır?” diye düşündüm. Bu soru, normalde aklıma gelmeyecek bir şeydi ama son zamanlarda hayatımda yaşadığım birkaç olay, beni bu soruyu sormaya itti.

Ve o sabah, Kayseri’nin soğuk havasına rağmen kalbim sıcak, karışık ve kaygılıydı.

O Gün Her Şey Farklıydı

Bazen bir şeyin sürekli olup olmadığını anlamanın tek yolu, o şeyi kaybetmektir. Ama bu kayıp, öyle bir kayıp ki, içinde duyguların ve düşüncelerin karıştığı, ne olduğunu tam olarak kestiremediğiniz bir kayıp. O gün, hayatımda bir insanın sürekli olup olmadığını sorgulamama neden olan bir olay yaşadım. O kişi, hayatımda sıkça gördüğüm biri değildi; ama bir şekilde her zaman orada oluyordu.

O gün, okuldaki dersten sonra arkadaşım Zeynep’le buluştum. Onunla konuşmak her zaman rahatlatıcı oluyordu. Bir kafeye oturduk, kahvelerimizi söyledik ve uzun bir sessizlik oldu. O sessizliğin içinde, Zeynep’in gözlerinde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Bir an, onunla göz göze geldik ve içimde bir şeylerin koptuğunu, kırıldığını fark ettim. Bir anlığına, zaman durdu. Ne kadar süre sessiz kaldık, hatırlamıyorum; ama o sessizlik bana, her şeyin son bulacağı bir an gibi geldi.

Birden Zeynep bana döndü ve “Seninle bir şey konuşmam lazım” dedi. Sesi titriyordu. Kafamda yüzlerce düşünce dönmeye başladı. Kafamın içinde çığlık atan duygular vardı: “Beni terk mi edecek?” “Bu dostluğumuzun sonu mu?” Ya da belki daha da kötüsü, “Birbirimize gerçekten ne kadar değer veriyoruz?”

Sürekliliği Aradım, Ama Bir Yudum Umut Bile Bulamadım

Zeynep bana, bir süredir ilişkisinde sorunlar yaşadığını, çok sık birbirlerine zaman ayıramadıklarını ve duygusal olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını söyledi. O an bir şey fark ettim; Zeynep’in gözlerinde kaybolmuş bir umut vardı. Yavaşça, ama emin adımlarla, sürekli olmanın ne demek olduğunu düşünmeye başladım. Bir ilişkide, ya da bir dostlukta, sürekliliği nasıl anlayabiliriz? Gerçekten kalıcı olan şeyler neydi? Ve ben, birinin gözlerinde kaybolan o umutla, bir şeyin ne kadar kalıcı olduğunu nereden bilebilirim?

Bunu düşündükçe, içimdeki boşluk büyüdü. Hayatımızdaki insanlar, bazen kalıcı gibi gelirler; ama bir gün gelir, bir şeyler kaybolur ve yerini hiçbir şey almaz. Zeynep, o an bana gerçekten içini döküyor gibi görünüyordu, ama ben, aslında bu kadar fazla duyguyu taşıyabilecek kadar güçlü değildim. Çünkü bir anda, benim de kalbimde bir şeyler kırıldığını hissettim. Ya Zeynep’in söyledikleri doğruysa? Ya insanlar gerçekten her zaman gidebilirlerse?

O gün, Zeynep’le olan sohbetim, beni bir yere çekti. O “Sürekli olup olmadığı nasıl anlaşılır?” sorusu, içimde başka bir anlam kazandı. Bir şeyin gerçekten kalıcı olduğunu hissedebilmek, belki de bir şeyin kaybolmaya başlamasından önceki son uyarıdır. Süreklilik, belki de kaybetme korkusudur. Bunu fark ettim ve içimde bir boşluk oluştu. Ama bu boşluk, her şeye rağmen bir umut taşıyordu. Belki de kayıptan önceki o boşluk, yeni bir şeyin doğacağının habercisiydi.

O Anda Kendimi Kaybolmuş Hissediyordum

Zeynep’in anlatmaya devam ettiği o anlarda, bir yandan kalbimdeki kayıpları sorgularken, bir yandan da ben de bir şeyleri kaybetmekten korkuyordum. Hayatımda, sürekli olup olmadığını bilmediğim pek çok şey vardı. Bu, sadece bir insanla ilgili değildi. Kayseri’nin bu kasvetli havasında, sokaklarda yürürken, içimdeki huzuru, rahatlığı, neşeyi ve umutları kaybetmekten korkuyordum. Ama bir şeyler sürekli değildi, bunu anlamıştım. Kaybettiğimiz zaman anlıyoruz ki, sürekli olan hiçbir şey yok. Hangi dostluk ya da ilişki ne kadar kalıcı olabilir ki? Hangi duygu ne kadar kalıcı olabilir ki?

Zeynep’in gözlerinde kaybolan o umut, bana şunu öğretti: Her şeyin sürekli olduğunu düşündüğümüzde, belki de en büyük yanılgıyı yapıyoruz. Belki de sürekli olmanın anlamı, bir şeyin varlığını hissedebilmektir. Birinin yanında olmak, bir şeylerin değerini bilmek, ama hiçbir zaman ne kadar kalıcı olduklarını bilmemek. Sonra, o kişiyi kaybettiğinde, bir şeylerin daha değerli olduğunu fark ediyorsun. Zeynep’i kaybetmek istemediğimi fark ettim. Ama aynı zamanda, insanlar bir şekilde hayatımızdan çıkıyorlar, bir yerlerde kayboluyorlar. Ve belki de bunu kabul etmek, bir şeyin gerçekten kalıcı olup olmadığını anlamanın ilk adımıdır.

Sürekli Olup Olmadığını Anlamanın Yolu: Kabul Etmek

Bir şeyin sürekli olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, onu kaybetmek değil, ona değer vermek. Süreklilik, kaybetme korkusu değil, ona duyduğun değeri fark etmektir. O sabah Kayseri’de, Zeynep’le kahve içerken, içimde bir şeylerin kopmasına izin verdim. O an, kaybetme korkusu değil, ona duyduğum değer oldu. Sürekli olmanın anlamı, sadece bir şeyin kaybolmasını beklemek değil, ona her zaman değer vermekti. Belki de sürekli olmak, her anını kıymetli kılabilmekti.

Birkaç gün sonra Zeynep’le tekrar buluştuk. O gün, her şeyin biraz daha netleştiğini hissettim. Sürekli olmanın anlamı, kaybetme korkusundan öte, sevdiklerinle geçirdiğin her anın değerini bilmekti. Bir şeyin sürekli olup olmadığını anlamanın yolu, onu kaybetmeden önce de değerini fark edebilmekti.

Bundan sonra, her şey biraz daha kolay olacak gibiydi. Çünkü ben artık, sürekli olup olmadığını değil, değerini anlamam gerektiğini biliyordum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
pia bella casino giriş