Bir İzmir gencinin otel hayali: valizle başlayan varoluşsal sorgular
Sitemizden Önerilen: On yargı nedir kısaca ?
İzmir’de yaz akşamı… Balkon kapısı açık, içeriden hafif bir meltem, dışarıdan “bu yaz kesin tatile gidiyoruz” cümlesi havada uçuşuyor ama kimse nereye gidileceğini bilmiyor. O klasik sahne. Ben de 25 yaşında, her tatil planında sanki NASA görevi planlıyormuş gibi ciddileşen bir arkadaş grubunun içinde buluyorum kendimi.
Birisi diyor ki:
“Abi 5 yıldızlı otel bulduk, her şey dahilmiş.”
Diğeri hemen atlıyor:
“Fiyatı görünce yıldızları tek tek düşüyorsun ama…”
Ben iç ses: 4 yıldızlıyla 5 yıldızlı arasındaki fark nedir gerçekten ya? Bir yıldız eksik diye kahvaltıda simit mi veriyorlar?
İşte tam burada hayatın en gereksiz ama en kafa kurcalayan sorularından biri başlıyor: 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir?
4 yıldızlı otel: “konforlu ama hayatla pazarlıklı” deneyim
4 yıldızlı otel denince aklıma hep şu geliyor: Her şey iyi ama biraz “keşke biraz daha iyi olsaydı” hissi var.
Resepsiyona giriyorsun, gayet şık. Lobi var, koltuklar var, hatta bazen o koltuklara oturunca kendini önemli biri sanıyorsun. Ama sonra odana çıkıyorsun ve bir bakıyorsun ki mini bar var ama içindeki su şişesi sanki altın fiyatına endekslenmiş.
“Abi su 80 TL mi?”
“Efendim efendim?”
“Yok yok ben susuz yaşarım.”
4 yıldızlı otelde her şey düzenli ama biraz… kontrollü lüks. Yani sana “rahatsın” diyor ama aynı anda “çok da yayılma” mesajı veriyor gibi.
Kahvaltı mesela… Gayet güzel. Peynir var, zeytin var, yumurta var. Ama o zeytin var ya… Sanki sana bakıp “ben sıradan bir zeytin değilim, 4 yıldızlı zeytinim” diyor.
4 yıldızlı otelde iç sesler hiç susmaz
Benim iç ses:
Tamam güzel ama 5 yıldız olsa nasıl olurdu acaba?
Garson geliyor:
“Çay alır mıydınız?”
Ben:
“Alırım ama acaba bu çay beni sosyal statü olarak yükseltir mi?”
4 yıldızlı otel, aslında hayatın “orta karar ama idare eder” versiyonu gibi. Ne aç kalıyorsun ne de kendini padişah hissediyorsun.
5 yıldızlı otel: “ben aslında VIP doğdum” evreni
Şimdi gelelim işin parıltılı tarafına. 5 yıldızlı otel… Adını duyunca bile insanın sesi biraz daha kısılıyor. Sanki oraya girince pasaport kontrolü değil de karakter testi yapacaklar gibi.
Kapıdan giriyorsun, biri hemen kapıyı açıyor. Sen daha “ben kendim açabilirim” demeden kapı açılmış oluyor. İç ses:
Ben mi önemliyim yoksa kapı mı bana saygı duyuyor?
Lobiye giriyorsun, o kadar ferah ki sanki nefes almak bile ekstra hizmet.
5 yıldızlı otellerde asıl olay detaylarda başlıyor. Havlu sadece havlu değil, sanki “beni yanlış kullanma” diye eğitim almış. Yastıklar var ya… Onlar yastık değil, küçük bulutlar gibi.
5 yıldızlı otelde garip bir özgüven hissi
Garson geliyor:
“Size nasıl yardımcı olabilirim?”
Ben:
“Ben sadece yaşıyorum… bu yeterli mi?”
Burada 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir sorusu netleşiyor aslında: biri sana hizmet veriyor, diğeri seni biraz “kraliyet ailesi yanlışlıkla buraya gelmiş” gibi hissettiriyor.
Ama işin komik tarafı şu: İnsan o lükse 1 gün içinde alışıyor. İkinci gün yastık eğri gelince şikayet etmeye başlıyor.
İç ses:
Ben kim oldum da yastık kalitesini eleştiriyorum?
4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir? Aslında mesele yıldız değil ruh hali
Kağıt üstünde bakarsan farklar net: hizmet çeşitliliği, oda kalitesi, restoran seçenekleri, spa imkanları…
Ama gerçek hayatta olay biraz daha psikolojik.
4 yıldızlı otelde “tatildeyim” dersin.
5 yıldızlı otelde “ben galiba başka bir hayat formuna geçtim” dersin.
Birinde bütçeni düşünürsün, diğerinde kendini şımartmayı öğrenirsin.
Arkadaş grubunda bu konu açılınca klasik tartışma başlar:
“Abi 5 yıldız gereksiz lüks ya.”
“Ya bir kere yaşıyoruz, biraz abartalım.”
“Ben zaten odada uyuyacağım.”
“İşte o yüzden 5 yıldız lazım, uyuduğun yer önemli!”
Ben genelde sessiz kalırım. Çünkü içimden şu geçer:
Ben aslında 3 yıldız + umut kombinasyonuyum.
Günlük hayata çarpan gerçekler
Bir tatil planı yapılırken herkes bir anda ekonomist olur. Döviz hesaplanır, kahvaltı maliyeti çıkarılır, hatta “otel mi kiralık ev mi?” felsefi tartışması başlar.
Ben bir gün dedim ki:
“Ya biz neden tatili bu kadar matematikleştiriyoruz?”
Cevap:
“Çünkü 5 yıldızlı otel pahalı.”
Çok kısa ve acı.
Ama işin ironisi şu: 4 yıldızlı otelde de mutlu oluyorsun, 5 yıldızlı otelde de. Sadece hikayen değişiyor.
Hizmet farkı mı, yoksa beklenti farkı mı?
Bence en büyük kırılma noktası beklenti.
4 yıldızlı otele giderken beklentin:
“Temiz olsun, kahvaltı iyi olsun, yeter.”
5 yıldızlı otele giderken beklentin:
“Ben burada hayatımı yeniden keşfedeceğim.”
Sonra gerçek:
Her iki otelde de sabah alarm çalınca aynı şekilde söyleniyorsun.
Mini diyalog: ben ve otel gerçekliği
– “Oda servisi var mı?”
– “Evet.”
– “Kaç dakikada gelir?”
– “30-40 dakika.”
– “Ben o sırada açlıktan içsel yolculuğa çıkarım o zaman.”
İşte bu yüzden 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir sorusu sadece hizmet değil, sabır testi de içeriyor.
Lüksün komik tarafı: insan alışınca her şey normalleşir
En tehlikeli şey lüksün normalleşmesi.
Bir gün 5 yıldızlı otelde kalırsın, ertesi gün 4 yıldızlı otele geçersin ve dersin ki:
“Burada ışık biraz sarı mı?”
İç ses:
Daha geçen hafta battaniyesiz uyuyordun ne ara ışık uzmanı oldun?
İnsan garip bir varlık. Konforu öğrenince geri dönüşü zor oluyor.
Ama sonra İzmir’e dönüyorsun, boyoz alıyorsun, sahilde oturuyorsun ve diyorsun ki:
“Tamam, hayat bu.”
Asıl mesele: yıldızlar değil anılar
İster 4 yıldızlı olsun ister 5 yıldızlı, tatilin sonunda aklında kalan şey kahvaltıdaki zeytin sayısı değil.
Kiminle güldüğün, hangi saçma olayın yaşandığı, gece yarısı balkonda yapılan gereksiz felsefe konuşmaları…
Bir keresinde arkadaş “5 yıldızlı otelde kaldım” dedi, herkes etkilendi. Sonra anlattığı şey:
“Mini bardaki çikolatayı açmaya çalışırken ambalajla kavga ettim.”
İşte hayat bu.
Son sahne: valiz kapanırken
Valiz kapanıyor, fermuar zorlanıyor. İçinde 4 yıldızlı otelden alınmış sabunlar, 5 yıldızlı otelden çalınmış küçük şampuanlar (evet herkes yapıyor, inkâr etmeyelim) ve bolca anı.
Ben içimden geçiriyorum:
4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir diye başladım, konu nerelere geldi…
Ama cevap hâlâ aynı yerde duruyor: fark sadece yıldızlarda değil, o yıldızlara nasıl baktığında.
Denizahsap olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otel arasındaki fark nedir” konusunda daha fazlası için takipte kalın!